Kayaların tepesine kurulmuş tapınaklardan insan eliyle yapılmış en büyük Buda heykeline, dünyanın bize sunduğu sıra dışı güzellikleri listeledik. Seyahat rotanızı renklendirmeye var mısınız ?

1.Yamagata, Japonya !

 

Sanki bir film sahnesinden fırlamış gibi duran bu yer şekilleri, kar üzerinde sürüne sürüne ilerleyen kar canavarlarını andırıyor. Japonya’daki volkanik Zao Dağı’nda yer alan Zao Onsen kayak merkezi, “Kar canavarı” olarak da adlandırılan donmuş ağaç ormanlarını barındıran dünyadaki tek mekan.

2.Tanah Lot Tapınağı !

Muhteşem körfezin ortasındaki yemyeşil bir adada yer alan Tanah Lot tapınağının inanılmaz bir manzarası var. Adeta su üzerinde yüzüyor gibi görünen adanın kendine has görüntüsü, “mistik” kelimesini tam anlamıyla ifade ediyor. Adanın zaman içinde kaybolan üçte birlik kısmı daha sonra insan eliyle tekrar inşa edilmiş ve hem turistlerin, hem de tapınaklarına gözleri gibi bakan yerel halkın hizmetine sunulmuş.

3.Roraima Dağı, Guyana !

Masallarda anlatılan görkemli şelalelerin, yalçın kayalıkların bulunduğu ve vahşi doğa örtüsünün hüküm sürdüğü kayıp dünyayı aramayı düşünüyorsanız tam yerine geldiniz. Havadan bakıldığında dümdüz bir masa gibi görünen Roraima Dağı’nın yerel dildeki adı, “Tanrıların Evi” anlamına gelen Tepui. Dağın yüksek kesimlerine çıkmayı, dini inanışlarından dolayı uğursuz sayan ve bulutların arasında yaşadığına inandıkları garip yaratıkların intikamından korkan yerel Pemon halkı sayesinde Roraima’ya yüklenen mistik anlam daha da artmış.

4.Traverten Havuzları, Pamukkale !

Masallardan çıkmış gibi gözüken bu teraslanmış yapı tamamen doğal bir oluşum ve gördüğünüz gibi ne pamuk ne de buzdan oluşuyor. Bölgedeki zengin sıcak su kaynaklarından beslenen yapı, suyun içindeki kalsiyum karbonatın zamanla tortu olarak çökmesi sonucu oluşmuş. Havuzlardaki 35,6 derecelik su hemen her mevsimde insanların içine girip keyif sürmesine olanak sağlıyor.

5.Leshan Dev Buda Heykeli !

Çin’deki Min, Qingyi ve Dadu nehirlerinin kesiştiği sarp bir noktada bulunan dev buda heykelini görmeniz çok zor. 713 yılında başlayan inşaatı 803 yılında tamamlanan bu dev heykel, 90 yıllık emeğin ürünü. Bir parmağı yaklaşık 3 metre olan heykel, 71 metrelik yüksekliğiyle bugün hâlâ dünyanın en büyük Buda heykeli.

6. Kapadokya, Türkiye

kapadokya

Petek gibi delikli dokusu ve on binlerce yılda oluşan tuhaf yer şekilleriyle adeta bir peri masalından fırlamış gibi duran Kapadokya, hem coğrafi yapısı hem de tarih boyunca ev sahipliği yaptığı uygarlıklarla adeta nefes kesen bir bölge. Kapadokya, yumuşak kaya yapısı sayesinde yer altında sayısız antik tüneller barındırıyor ve yerel halk hâlâ kayaların içine oyulmuş mağaraları mesken olarak kullanıyor.

7.Hashima Adası, Nagasaki – Japonya !

Nagasaki’nin 15 kilometre açığındaki insansız adayı James Bond serisinin Skyfall filminden hatırlayacaksınız. 19. yüzyılın sonlarında sualtındaki kömür madenlerine ulaşmak için kullanılan ada, endüstrileşen Japonya için uzun süre önemini korumuş. 1974 yılına kadar kullanılan kale görünümlü Hashima Adası daha sonra tamamen boşaltılmış ve 2000’li yılların başında turistik amaçlı olarak tekrar hizmet vermeye başlamış. Eğer James Bond gibi adaya macera için gitmek istemiyorsanız, günübirlik yapılan turlara katılarak bu ilginç yapıyı gezebilirsiniz.

8.Ogasawara’daki Volkanik Ada – Japonya !

Fotoğrafın sağ tarafında görebileceğiniz küçük kahverengi benek aslında orada bulunan Nishinoshima adasından geriye kalan küçük bir parça. Kasım 2013’ten bu yana püsküren lavlar sayesinde ada, normal büyüklüğünün sekiz katı kadar daha büyümüş ve 1,58 kilometrekare büyüklüğe ulaşmış.

9.Tsingy de Bemaraha, Madagaskar !

Fotoğrafçı Olivier Grunewald ilginç yerlere seyahat etmeyi seviyor. Bundan önce üç defa gittiği Madagaskar’a tekrar gitme nedeni de tam olarak bu. Bu kez de Tsingy de Bemaraha’yı yani Taş Orman’ı fotoğraflamak için adaya giden Grunewald, labirenti andıran taş zirveler ve derin çatlaklardan oluşan bu manzarayla dolu harika karelerle adadan geri döndü.

10.Key Gompa, Spiti – Tibet !

Denizden yüksekliği 4.200 metre olan Spiti nehrinin kenarında kurulu olan bu tapınak Tibet Budistlerine ait. 11. yüzyılda kurulduğu günden bu yana keşişlere ev sahipliği yapan manastırı 2000 yılında, milenyum nedeniyle Dalai Lama da ziyaret etmişti. Manastır hâlâ aktif ve Manali’den Kali’ye yapılacak 210 kilometrelik bir otobüs yolculuğuna katlanabilen her ziyaretçiye de kapıları açık.