Neoklasik yaklaşım, yönetime yepyeni ilkeler koymaktan ziyade klasik yönetimin boşluk ve eksikliklerini tamamlayıcı mahiyette bir anlayıştır. Klasik yaklaşımın yönetim olgusunu açıklamakta yetersiz kaldığını savunmuştur. Bu doğrultudaki görüşler klasik yaklaşımı sınamak için girişilen bir takım büyük çaplı deneylerden sonra oluşmuştur. Bu deneylerden en önemlileri Hawthorne araştırmalarıdır .

Hawthorne Araştırmaları

1927-1932 arasında ABD’de Western Elektirk şirketinin Hawthorne tesislerinde, E. Mayo yönetiminde F. J. Roetlisberger ve W. J. Dickson gibi psikologların katıldığı, binlerce işçi üzerinde yıllarca süren bir araştırma yapmışlardır. Bu araştırmalar kapsamında üç temel deney yapıldı. “İş ortamının düzenlenmesi” anlayışını gerçekten geçerli olup olmadığını test etmek istediler, fakat beklenenin tam tersi sonuçlar çıkmıştır.

  • žIşıklandırma deneyleri
  • ž
  • ž    I. Role montaj odası deneyi
  • ž
  • ž    II. Role montaj odası deneyi
  • ž
  • ž    Mika yarma test odası deneyi
  • ž
  • ž    Mülakat programı
  • ž
  • ž    Seri bağlama gözlem odası deneyi

Işıklandırma Deneyleri

1924 yılında Howthorne fabrikası işçileri üzerinde yapılan bu deneylerde ışığın miktar ve kalitesinin verime olan etkisi ölçülmüştür. Örnekleme alınan iki grup işçi, deney grubu ve kontrol grubu olarak ikiye ayrılmıştır. Kontrol grubu değişmeyen ışık şartları altında, deney grubu ise değişik ışık şartları altında çalıştırılmıştır. Sonuçta her iki grubun çalışmasında bir üretim artışı gözlenmiştir.

Bu artış gruplar arasında anlamlı bir fark göstermeyip deney sonunda üretim artışının ışıktan bağımsız olduğu düşünülmüştür.

Kişilerin kendi üzerlerinde bir deney yapıldığından haberdar olmalarının, onları grup halinde bir hareket tarzı geliştirmeye yönelttiği şeklinde yorumlanmıştır.

Buna literatürde, deney grubunun gerçek durumu yansıtmayabileceği anlamında, “Hawthorne etkisi” denilmiştir

1. Role Montaj Odası Deneyleri

Röle Montaj Odası Deneyleri 13 farklı periyotda gerçekleştirilmiştir. Deneylerde fiziki çalışma şartlarında meydana gelecek değişmelerin verimliliğe etkisi araştırılmıştır. Fiziki faktör olarak dinlenme devrelerinin sayısı ve uzunluğu, iş günü ve iş haftasının uzunluğu ele alınmıştır.

Ancak deneyler büyük bir hüsranla sonuçlanmış ve başarısız olmuştur. Fiziki şartlar rutin aralıklarla tekrarlanmış olduğu halde üretim bir evvelki seviyede kalmamış artış göstermiştir. Böylece araştırmacılar üretim ve verimliliğin artışının salt fiziki şartlara bağlı olmadığını anlamışlardır.

II. Role Montaj Odası Deneyleri

Araştırmacılar röle montaj odası deneylerine sosyal çevre şartlarının karıştırıcı etkisinden arınmış, sadece ekonomik değişkeni ihtiva eden yeni bir deneyle devam etmişlerdir.

Burada, sosyal çevre şartlarında herhangi bir değişme meydana getirilmeksizin, yalnız ücret sisteminde meydana gelecek değişikliğin verimliliğe tesirini ölçmek gayesi güdülmüştür.

Yani deney grubundaki işçilerin ücretleriyle oynanmıştır.Yine tekrarlanan koşullar aynı sonucu vermemiştir.

Araştırmacılar iktisadi faktörlerin verim üzerindeki etkileri inkar edilemez olduğuna ancak bu faktörlerin üretime etkisinin sınırlı olduğuna karar vermişlerdir.

                 Mika Yarma Test Odası Deneyi

Bu deneyde ücret artışının üretim üzerindeki etkisi ortadan kaldırılarak, sadece molalardaki artışların, haftalık çalışma süresinin arttırılmasının verimlilik üzerindeki etkileri incelenmiştir.

Sonuç olarak ; diğer deneyler gibi bu deneyde verimliliği etkileyen ana faktörü nihai olarak belirtilmemiştir. Dolayısıyla bilimsel açıdan başarısızlığa uğramıştır.

Mülakat Programı

Bu deneyde ücret artışının üretim üzerindeki etkisi ortadan kaldırılarak, sadece molalardaki artışların, haftalık çalışma süresinin arttırılmasının verimlilik üzerindeki etkileri incelenmiştir.

Bütün işçilerle mülakat yapılarak, dürüst yorumlar istenmiştir.

İşçilerin işlerini sevip sevmediklerini öğrenmeyi amaçlamışlardır.

Seri Bağlama Gözlem Odası Deneyi

Bütün bu deneylerde çok az sayıda denekle ilgilenilmiş ve daha çok değişkenlerin birey üzerindeki etkilerine bakılmıştır.

Fakat yavaş yavaş bireyin sosyal, grubun bir parçası olduğu bireyin davranışlarını etkilediği fark edilmeye başlanmıştır.

Bu nedenle, sosyal grup davranışlarının gözlemine ve grup üyelerinin tavır ve tutum, fikir, his ve inançlarının mülakatlarla belirlenmesine dayanan ” Seri Bağlama Gözlem Odası” incelemesi yapılmıştır.Bu deneyin sonuçlarıyla Hawthorne araştırmaları da sonuçlanmıştır ve bu sonuçlar insan ilişkileri yaklaşımı denilen ve neoklasik teorinin başlangıcını teşkil eden yeni bir akımı oluşturmuştur.

HAWTHORNE  ARAŞTIRMA  SONUÇLARI

Hawthorne Araştırmaları sonunda klasik teoride değinilmeyen iki temel sonuca ulaşılmıştır. Ve bu sonuçlar neoklasik örgüt teorisinin temel unsurlarını oluşturmuştur.

Birincisi bireyin ( insanın ) önemi ikincisi ise çalışma gruplarının başka bir deyişle sosyal grupların önemini anlatır.

Birey ( İnsan ) ; Klasik teoriye göre insan makinanın bir parçasıdır, verimini arttırmak için daha çok para vermek gerekir ve çalışanlar hemen hemen sadece ekonomik faktörler yoluyla motive edilirler. Oysa ki araştırmalar sonucu oluşturulan ve neoklasik teori dediğimiz teoriye göre ;

İnsan makine parçaları gibi düşünülemez, her insan birbirinden farklıdır. İçinde bulunduğu duruma göre hareket eder ve beklentileri, arzuları verimini etkiler.

Hawthorne deneylerini uygulayanlar daha da ileri giderek; Bir kimsenin duygularının, samimi düşüncelerinin, zihnini işgal eden şeylerin neler olduğunu, iş çevresi ile ilgili olarak nelerden hoşlandığını ve nelerden hoşlanmadığını anlamaya çalışmışlardır.

Kısacası insan denilen faktörün ne denli önemli olduğu kavranmıştır.

Çalışma Grupları ( Sosyal Gruplar ) ; Bireyin değer yargıları, fikirleri, gereksinim ve özlemleri geniş çapta ait olduğu iş grubu tarafından oluşturulur.

Gerçektende o kimse grubun fikirlerini ve ideallerini kendisinin kişisel fikir ve idealleri olarak kabul etmiyorsa, grup tarafından soyutlanmak, gruptan uzaklaştırılmak suretiyle dayanılması güç bir cezaya çarptırılabilir. Bir kimse ait olduğu grubun algı ve anlayış tarzını bilinçaltı kabullenmek eğilimindedir.