Çiftler üzerindeki araştırmalar, özellikle geceleri duygusal çatışmalarda fizyolojik olarak insanların kalp atışlarının yüksek olduğunu ve iletişim kurabilmeleri için konsantre olamadıklarını gösteriyor.

Erken yardım arayışı: Problemli ilişkileri olan çiftler, profesyonel yardım almak için en az altı yıl bekliyorlar. (Problemli evliliklerin yarısı ilk yedi yılda sonlanıyor). Bu da bize çiftlerin uzun zaman mutsuz yaşadıklarını ve yardım almakta çoğunlukla geç kaldıklarını gösteriyor.

Taşları dökmek: Araştırmalar; eşler birbirleri ile tartışırken aklına gelen her şeyi söylemekten kaçınanların istikrarlı olarak en mutlu olanlar olduğunu gösteriyor.

Yumuşak tartışmalar: Çiftler arasında tartışmaların başlamasının ilk nedeni genellikle çiftlerin çatışma yaşadıkları konuda konuşurken eleştirilerini yüksek sesle yapmaları. Eleştirileri daha yumuşak bir ses tonu ile ve karşı tarafı suçlamadan yapmak tartışmaların kavgaya dönüşmesine engel oluyor.

Esnek planlar: Araştırmalar; kadınların planlarını eşlerinin programlarına göre değiştirmekte daha esnek ve rahat olduğu, erkeklerinse bunu yapmakta zorlandıklarını gösteriyor. İlişkide tarafların ne kadar esnek olabildiği evliliğin başarısını büyük ölçüde etkiliyor.

Prensip sahibi olmak: Araştırmalara göre mutlu çiftler ilişkide bazı prensiplere sahipler. İlişkisinde çok mutlu olan çiftlerin yeni evli ya da birbirlerine yeni âşık olmuş olsalar bile birbirlerinden gelecek incitici ya da rencide edici en ufak bir davranışı kabullenmedikleri görülüyor. İlişkinin başından itibaren kötü davranışlara karşı düşük toleranslı olmak, uzun vadede mutlu bir ilişkinin göstergesi

1’e 5 kuralı: Mutlu bir ilişkide çiftler birbirleri ile tartışırken negatif bir cümle sarf ettikten sonra birbirleri ile ilgili en az beş tane olumlu cümle kuruyorlar.

Bakım onarım çalışmaları: Başarılı çiftler büyük tartışmalardan nasıl çıkacaklarını iyi biliyorlar. Mutlu çiftlerin tartışma sırasında yaptığı başarılı müdahalelerden bazıları; tartışma konusunu alakasız bir konu ile değiştirmek, espri yapmak, bu durumun karşı tarafı ne kadar zorladığını anladığını söylemek ve tartışmayı; ‘Bu bizim problemimiz’ diyerek ortak bir noktaya çekmek, teslim olmak yani iddiasından vazgeçmek (zaman zaman bütün karşılaşmalarda olduğu gibi taraflardan birinin kazanması gerekebilir), eğer çok ateşli bir tartışma ise bir süre ara vermek ve sakinleşince tekrar bu konuda konuşmaya karar vermek.

 Mutlu ilişki istatistiği: Evliliklerin bitmesinin nedenlerinden yüzde sekseni olumlu duygular ve yakınlık eksikliği oluşturuyor. Yüzde kırkını ise şiddetli tartışmalar, özellikle de bu tartışmalarda eleştirel, savunmacı olmak ve karşı tarafı acımasız bir şekilde küçümsemek oluşturuyor. İlişkide her zaman olumlu bir atmosfer yaratmaya çalışmak ve ‘ilişki bankası’na sürekli yatırım yapmak mutlu bir ilişkinin formülü

Yatağa öfkeli girmek: İnsanlar yatağa öfkeli olarak girmenin yanlış bir inanç olduğunu düşünmeye alıştılar. Çiftler üzerindeki araştırmalar, özellikle geceleri duygusal çatışmalarda fizyolojik olarak insanların kalp atışlarının yüksek olduğunu ve iletişim kurabilmeleri için konsantre olamadıklarını gösteriyor. Araştırmalar sakinleşene kadar tartışmaya devam etmek yerine ara verilmesinin yararlı olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla, tartışmaya sabah daha sakin bir kafa ile devam etseler daha faydalı olur.

Mutlu İlişkinin Formülü Bulundu

Alman bilim adamları, mutlu bir ilişkiye giden yolun, ‘1 eleştiriye karşı 5 iltifat’ formülünden geçtiğini savundu.
Bochum’daki Ruhr Üniversitesi’nin sosyal psikoloji bölümünde görev yapan Prof. Hans-Werner Bierhoff, yapılan bir eleştirinin yarattığı tatsızlığı gidermek için iltifat yöntemine başvurulması gerektiğini belirterek, “İyi niyet, mutlu olma potansiyelini artırır’ dedi.
Bu ‘formüle’ ulaşmak için binlerce kişi üzerinde araştırmalar yapan Bierhoff ve meslektaşı Elke Rohmann, yeni yazdıkları “Aşkı güçlü kılan nedir?’ adlı kitapta, ilişkilerin uzun sürmesini sağlayacak tavsiyelerde bulunuyor.
Bierhoff, işsizlik ve sadakatsizliğin yanı sıra, hastalık, Depresyon ya da doğum gibi ‘stresli deneyimlerin’, ilişkinin dengesini bozup ayrılığa yol açabileceğini söyledi.

Uzmanlar mükemmel mutlu ilişkide nelerin olması gerektiğini açıklıyor.

Mükemmel ilişkide uyum; hem cinsel, hem ruhsal, hem de fiziksel olmalıdır. Bu üçünün toplamı ise ten uyumudur.

“Dokunmaya karşı koyamaz hale getiren ve karşındakinin cinsel anlayışına hitap eden bir iletişim şekli” olarak tanımlanabilir ten uyumu. Özellikle bazı erkekler için sadece cinsellik olarak nitelendirilebilen ten uyumu, farklı öğelerin bir araya gelmesiyle oluşan bir etkileşim durumudur. Çekicilik, büyü, hayal, tutku, zevk alma ve verme, gözlerdeki hayat ışığı, hayattan soyutlanma gibi… Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı-Cinsel Terapist Op. Dr. Gökçen Erdoğan konuyla ilgili “Bir ud taksimi yapar gibi düşünün; aşk peşrevine başlanılır, girişi ten uyumu ile yapılır.” Diyor ve ekliyor ”Ten uyumu bir ilişkinin olmazsa olmazı değil ama mükemmel bir ilişki için önemli bir girizgah.”

Ten uyumunu hissetmek…

Op. Dr. Gökçen Erdoğan; “Başrolde ten, yardımcıları renk, tat, koku, his ve dokudur.” Film başladığında ruhunuz ya da içiniz bir tuhaf olur, tüm damarlarınızın attığını hissedersiniz genital bölgenizde bir hareketlenme olur, kalbiniz çarpar, dudaklar kurur ve kelimeler aklınızla saklambaç oynar, onları yakalayamazsınız. Dokunmak istersiniz, onu yaşamak istersiniz. Zamanı durdurup, kelimeleri kullanmadan, ona bakışlarla bir şeyleri ifade etmek istesiniz. Bu aşama ten uyumu aşamasıdır. Cinsel ilişkinin öncesinde ya da onunla eş zamanlı da yaşanabilir. Ten uyumu olan kişilerde vücuttan salgılanan çeşitli maddeler bulunur. Bu maddeler hava yoluyla alınıp beyne iletilir. Bu da kişinin duygusunu, davranışını, ruhi tavrını belirler. Bir sonraki hamle artık etkileşimin olmasıdır. Bu maddelerin birçok görevi vardır. Kadınların tam olarak gebe kalma dönemlerinde de yaydıkları bu maddeler erkekler tarafından algılanır ve erkekler kadını daha çekici hisseder.

Yakalandığı taktirde insanın aklını başından alır…

Uyum beyindedir, uyum yaşamdadır, uyum cildimizin altındaki damarlardan geçen kanda ve sinirlerdedir. Bunu yakalayabilirsek ne mutlu. Bu kombinasyonların bir araya gelmesi zor görünebilir fakat geldiği zaman tepeden tırnağa her bir hücrenizi yerinden oynatacak kadar güçlü, aklınızı başınızdan alacak kadar sarsıcı olur.

Ten uyuşmazlığı çözülebilir mi?

Op. Dr. Gökçen Erdoğan, ”Ten uyumun yakalanmasıyla beynimizin salgıladığı maddeyi istediğimiz anda ortaya çıkaramayız ancak, nitelikli bir beraberlik yaşanması için çaba sarf ederek, yol aldığımız hastalarımız var”. ”İkiliye aşk ve ilişki konusunda aynı kelimelerle konuşmayı, duygulara aynı anlamı yüklemeyi öğretiyoruz ve ilişkilerini yeniden keşfetmeleri konusunda katkıda bulunuyoruz”