‘Ölüm üçgeni‘nde çıkan sivilcelere dikkat

Karaman, ağız kenarından burun köküne uzanan bölgenin “ölüm üçgeni” olarak nitelendirildiğini belirterek, bu bölgedeki kan damarlarının toplardamarda birleştiğini söyledi.

Medipol Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak, Burun, Boğaz (KBB) Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Karaman, yüzde ve burunda oluşan sivilcelerin önemsenmesi gerektiğini belirterek, “Bu bölgede ortaya çıkabilecek bir enfeksiyon felç veya ölümle sonuçlanabilir” dedi.

 

Karaman, ağız kenarından burun köküne uzanan bölgenin “ölüm üçgeni” olarak nitelendirildiğini belirterek, bu bölgedeki kan damarlarının toplardamarda birleştiğini söyledi. Yüz çevresinde oluşabilecek enfeksiyonun baş ağrısı, görme kaybı, felç veya ölümle sonuçlanabileceğine dikkati çeken Karaman, “Yüz bölgemizin derisinde görünen ve hoş olmayan her şeyi ya kopartırız ya da patlatırız.

 

TEHLİKELİ SONUÇLARA NEDEN OLABİLİR

Özellikle ölüm üçgeninde, bu alışkanlıklarda aşırıya kaçarsak, sebep olabileceğimiz herhangi bir enfeksiyon çok tehlikeli sonuçlara neden olabilir. Bu sebeple güzel görünmek için yaptıklarımız bilinçli değilse ölümcül sonuçlar doğurabilir. Yüzde ve burunda oluşan sivilceler önemsenmeli, çünkü bu bölgede ortaya çıkabilecek bir enfeksiyon felç veya ölümle sonuçlanabilir. Özellikle bu bölgede deri yapısındaki bozulmalar bakterilere herhangi bir engelle karşılaşmadan beyne ulaşma imkanı sağlar” diye konuştu.

 

‘ÖLÜM ÜÇGENİ’NDEKİ SİVİLCELERE DİKKAT

Karaman, burun ve dudak kıllarını usulsüzce koparmanın yanı sıra olası sivilceleri patlatmanın müdahale yerlerinde bakterilerin toplanmasına ve “ölüm üçgeni”ndeki kan dolaşımına karışmasına yol açacağını belirterek, en önemli korunma yönteminin, ellerin bu bölgelerden uzak tutulması ve sivilcelerle oynama alışkanlığından kurtulması olduğunu dile getirdi.

Burun ve yüzdeki enfeksiyonların mutlaka tedavi edilmesini gerektiğini vurgulayan Karaman, “ölüm üçgeni” olarak nitelendirilen bölgede pirsing kullanımının uygun olup olmayacağının tekrar gözden geçirilmesi gerektiğini kaydetti

Yüzünüzdeki ölüm üçgenini biliyor musunuz?

İnsanların çoğu sık sık elleriyle yüzüne temas etmeden duramaz.

Aynada yüzünüzde gördüğünüz her sivilce ya da cilt bozukluğunu kopartıyor, sıkıyor veya patlatıyorsanız, üstelik bu hareketiniz ‘ölüm üçgeni’ diye adlandırdığımız bölgedeyse tehlikeli olabilir. ‘Ölüm üçgeni’ ne mi? Ağız kenarlarınızdan burunköprünüze kadar olan bölgeye böyle deniyor.

Bu adlandırmanın tüyleri diken diken edici türden oluşunun ardında ise, üçgen içindeki kan damarlarının başın arka tarafında beyne ait esas toplardamarlarla birleşmesi yatıyor. Kanı, buradaki damar ağından alan ‘kavernus sinus’lerinin de bu bölge ile bağlantısı var.

Burada oluşacak bir enfeksiyon baş ağrısına, görüş kaybına, felçlere, bazen de ölümlere sebep olur. Güzel görünmek için yaptıklarımız bilinçli değilse ölümcül sonuçlar doğurabilir.

Bakteriler bu ölümcül üçgen bölgesine nasıl girer?

Neler yapmalıyız/yapmamalıyız? Burun havadaki tehlikelere karşı vücudumuzu koruyan ilk savunma hattıdır. Bundan dolayı burun boşluğunda mikrop guruplarının yaşaması sürpriz olmamalıdır. Bakteri ve kalıntıların pek çoğu burun içindeki koruma sisteminden dolayı vücudun iç bölgelerine daha fazla giremez. ‘Siliya’ diye isimlendirilen ufak burun içi kılları daima hareket halinde olup sümüksü yapısı ile burun içine giren her şeyi tutarak nefes alma kanallarına ve kan dolaşımına girişini önler.

Burun, ağız ve dudakların yakınındaki ve gözlerimizin arkasındaki damarlar beyine bakterilerin gitmesine engel olurlar. Ölüm üçgeni diye adlandırdığımız bölgedeki deri yapısındaki bozulmalar ise bakterilere serbestçe dolaşım imkanı sağlar…

Burun ve dudak kıllarını cımbızla almak, cildinizde delik açmak veya sivilceleri patlatmak, oluşabilecek yaralarda bakterilerin toplanmasına ve ölüm üçgenindeki kan dolaşımına karışmasına sebep olur. Yüz yaraları, cerrahi kesikler ve diş etleri de enfeksiyon meydana getiren bölgeler olabilir. Önlem için en iyi yol bunları hiç yapmamaktır.

Ölüm üçgeninden nasıl korunabiliriz?

Her sabah rutin olarak burun kanallarınızı temizleyin. Burun kıllarını çekerek koparmak yerine temizleme aletleri kullanın.

Burnunuzdaki kabuklaşmaları tırnak ve benzer usullerle değil temiz kağıt mendillerle temizleyin. Yüzünüzdeki sivilceleri patlatmak ve delmekten, ufak siyah yağ noktalarını sıkmaktan ve yara kabuklarını koparmaktan sakının.

Yüzünüzdeki enfeksiyonları, ağrıları ve kesikleri acil olarak tedavi edin. Yüzünüze ‘piercing’ yaptırmış ya da yaptırmayı düşünüyorsanız da bunu tekrar düşünün.

Bırakmanız gereken öldürücü alışkanlık

1- Sabah esneme hareketleri (stretching) yapmamak Vücudunuzu kendi kontrolünüz altında güne hazırlamak için bedeni hareket ettirmek ve stresten uzaklaşmak ilk işiniz olmalı.

2- Kahvaltı yapmamak Kalktıktan sonra iyi kahvaltı yapmazsanız vücudunuz aç kalacağını hisseder ve bunu karşılamak için metabolizmayı yavaşlatır. Daha sonra yiyecek ile karşılaştığında da açlıktan dolayı onu depolamak ister. Bu da kilo almaya davetiye çıkarır.

3- Geç kalma Sürekli geç kalma yaşantınıza lüzumsuz stresler yükler. Kontrolünüzü sizden uzaklaştırır, diğer kişilere bırakır ve zamana karşı hayal kırıklığı yaşarsınız. Yüklenilen bu stresler sırasıyla kronik kızgınlığa ve yüksek tansiyona sebep olur ve tüm hastalıklarla da direkt ilgisi bulunur.

4- Düşüncesiz/kontrolsüz yemek yeme Öğleden sonra saat 3’te abur cubura yönelmek, günün değişik zamanlarında erzak dolabına saldırmak, açmadan önce farkında olmamıza rağmen bir paket cipsi bir seferde bitirmek…

5 – TV bağımlısı olmak Uzun bir günün ardından TV önüne oturmak size iyi geliyor olabilir fakat vücudumuz için zararlı olduğu şüphesizdir. Gece dinlenme cazip gelebilir ancak metabolizmanın hala harekete ihtiyacı vardır. Antremansızlık /hareketsizlik adalelerin yağlanmasına sebep olur. Her on yılda vücut yağlanmamız yüzde 5 artmaktadır.

6 – Bağları/ilişkileri koparmak Pek çoğumuz, onlara ihtiyaç duyduğumuz zamanlarda -boşanma anında, finansal kriz ile karşılaştığımızda, vücudumuzu kötü hissettiğimizde- bizi destekleyen kişilerden ayrılmışızdır, ilişkileri koparmışızdır. Mücadele zamanında bastırılmış duygularımıza stresler katarak sağlık problemlerimizi ayaklar altına alırız.